USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
POLİTİKA

İmamoğlu canlı yayında açıkladı: Sığınmacı saldırısı altındayız. Türkiye Cumhuriyeti tarihi böyle büyük bir ihanet yaşamadı

İBB Başkanı ve Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı yardımcısı adayı Ekrem İmamoğlu, Habertürk TV canlı yayında açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu canlı yayında açıkladı: Sığınmacı saldırısı altındayız. Türkiye Cumhuriyeti tarihi böyle büyük bir ihanet yaşamadı
26-05-2023 11:38
İSTANBUL
Google News

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kısa bir süre kala Habertürk canlı yayında açıklamalarda bulundu.

"BÖYLE BÜYÜK BİR İHANET YAŞANMADI"

Türkiye bir sığınmacı saldırısı altında olduğunu belirten İmamoğlu, Yeniçağ'ın haberini paylaşarak; "Ülkeyi kevgire çevirmişler. Türkiye Cumhuriyeti tarihi böyle büyük bir ihanet yaşamadı, böyle büyük kötülük yaşamadı...” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"Devletin bütün imkanları, bizim vergilerimizin kasasına girdiği devletin bütün imkanları ki bugün TRT'nin kasasına giren kesimin haklarının korunmadığı ortam. Sistemin yarattığı arızalar var. Bugün artık bakan milletvekili adayı olmuş, olmamış, bakanlığı düşüyor mu düşmüyor mu, saldım çayıra Mevlam kayıra bir düzenle. Bu seçimin sistem tercihi seçimi olduğunu her yerde söyledik. Böyle bir atmosfer.

Millet İttifakı'nın ortaya koyduğu 4 yıla yakın performans düzlemi var. Başta 11 büyükşehir belediyesi olmak üzere. Başta sayın Cumhurbaşkanı adayımız sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere bana Mansur Bey'e, Meral Hanım'a diğerlerine ağza alınmayacak şekilde terörist yakıştırmasıyla ve kanallardan aktörlerinden bilinçli üsluplarla karalama lekeleme düzlemine geçti mesele. Birinci turda bu kadar etkili olacağını düşünmemiştim.

Bunu ilk kez yapmıyorlar. İstanbul belediye seçimlerinde yaptılar. Hakkımızda Sisi benzetmesinden tutun etnik kökene kadar. Karadeniz'in 1900'lü yıllarına dönerek bir ilişkilendirme. İlk turda bu etkili oldu. Açıkçası yine herşeye rağmen ortada bir sonuç var. Örneğin 'ama montaj ama şu ama bu' diye, Allah'ın sopası yok işte, seni konuşturuyor. Bir montaj olduğunu itiraf ettiği meseleyi biz seçimden önce 'zaten bu uydurma' deyip geçtik. Yalan olduğunu kendi söyledi sayın Cumhurbaşkanı. Ben size desem ki, 'bizim elimizde öyle montaj da değil kendi sözleri, ama terör örgütü ama İmralı ile ilgili, şunu yayınlayın da üzerinizde konuşalım' desem. Yayınlayamazsınız, peşpeşe montaj diye. Bu bildiğiniz trol montaj. Bunu Cumhurbaşkanı meydanlarda gezdiriyorsa bu ayıp bir şey. Bu kadar ciddiye alınacağını düşünmedik. O bakımdan önemsemedik.

"CHP'NİN OYLARI ARTTI AK PARTİ'NİN OYLARI DÜŞTÜ"

Bakın aslında kıyamet kopacak bir durum yok. Ortada bir zafer yok, kazanan yok. CHP'nin oyu arttı, AK Parti'nin oyu düştü. Neye göre düştü, oyun artmasına rağmen düştü. Şunu söylemeye getiriyorum, bu seçimin siyasi parti olarak kaybedeni olarak AK Parti. Bu bizi mutlu eden bir tablo anlamında söylemiyorum, sadece tespit yapıyorum. Bütün bunlara rağmen. İlk saha gözlemimiz şu oldu. Bir odak çalışma yaptırdım. Baktım ki, inanılmaz etkili olmuş; terör örgütü aşağıya, terör örgütü yukarıya, inanılmaz etkili olmuş. Utanıyoruz. Yalanın karşısına biz gerçeği koyduğumuzda iş yeter diye düşünüyoruz. Az önce söylediğim o eşit olmayan propaganda sahası. Bana göre yüzde 90'a yüzde 10. Türkiye'nin izlediği ekranlar üzerinden üzerinden yorum yapmıyorum. Kararsız seçmen ya da AK Parti'ye oy vermiş seçmen. Oradaki insanlara biz erişemedik. Bu yalanı, iftirayı belki o kadar anlatamadık.

2. tura girdik. Cevap vermeye başladık. Çok özür diliyorum, birbirimizi tanıyoruz, durup dururken koltuk mücadelesi üzerinden terörist dersem siz ne yaparsınız? Dozajı artırdık. O an itibariyle iftira değil ama gerçekleri önlerine koymaya başladık. Bir HÜDA PAR meselesi var mı, var. Biz olmayan ortağımızla suçlanıyor. Ortaklarımız belli bizim. CHP olarak 5 ortağımız var. Millet İttifakı olarak. Efendim bir başka partinin taraftarları sizi destekleme kararı verdi. Bir karar vermişse, aday çıkartmıyorsa niye aday çıkartmıyorsun deme hakkımız yok.

"HÜDA PAR 'BU YEMİN METNİ DEĞİŞMELİ' DİYE KONUŞTU"

Ama senin somut ortağın var; HÜDA PAR. HÜDA PAR bu ülkenin resmi siyasi partisidir, doğru. Ama somut şaibeleri var. Bir milletvekili Serkan Ramanlı açıklama yapıyor. Diyor ki, "Meclis yemin metninin doğru metin olduğunu düşünmüyoruz, yemin metni değişmeli". Yeminin ertelenmesini bu açıklamaların ortaya çıkmaması için bu işi seçimden sonraya attıklarını düşünüyorum. Devletin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğüne mi karşısın? Demokratik laik devletten mi haz almıyorsun? İnsan hakları mı seni rahatsız ediyor ya da büyük Türk milleti demek mi? Meclis'te yemin krizi uzun süredir yaşanmıyor. Bu itiraz ne? Bunun hesabını vereceksiniz. Bu resmi ortağı. Bakın kendi listesinden AK Parti'nin, Cumhur İttifakı'nın seçilen milletvekiliyle ilgili yorum. Ayhan Ogan kim? Cumhurbaşkanı Danışmanı Sivil Dayanışma Platformu Başkanı. Tweet atıyor; "Sayın Kılıçdaroğlu vatanseverdir, PKK ile ne alakası var canım" diyor; yani ironi yapıyor. Ardından illeri sıralıyor. Ardahan, Ağrı, Iğdır, Diyarbakır, Muş, Hakkari, Bitlis, Siirt, Mardin, Batman gibi illeri sıralıyor. Burada aldığı oyları sıralıyor. Kırklareli yüzde 65 verdi Kemal Bey'e, ora da mı PKK'lı? Bunların hiçbiri montaj değil. Birisi Cumhurbaşkanının danışmanı birisi de aday yaptığı Batman Milletvekili'nin düşüncesi.

"ÇOK AĞIR İFADELER KULLANDIĞI İÇİN HAKKINDA DAVACIYIM"

Bayrampaşa'daki vatandaşa kızmıyorum ki? Ben pazarlara tek başına gidiyorum. Yanımda bir iki görevlim var. Sadece siyasi olarak ilçe başkanını alıyorum yanıma. Pazara gindiğim andan itibaren vatandaşla diyaloğum şöyle; bana oy verin asla. Gününüz bereketli olsun, hayırlı işler, Allah gününüzü bereketli sağlasın, sofranıza bereket olsun, bu kadar. Birisi kesiyor önümü hayranlıkla sarılıyor. Ben bugün Güngören'deydim. Bir hanımefendi 'Ben AK Parti'ye oy veriyorum, şu karşıtlığa çok üzülüyorum, benim evlatlarım sana oy verdi' dedi. 'Senden Allah razı olsun, ben onu istiyorum, sen AK Parti'ye ver, öbürü şuna versin' dedim. Oya saygı duyarız. Seneye daha iyisini yaparız, onu konuşuruz. Girdik, pazarcı bize 'PKK'lı dışarı, içeri girme' dedi. Sabırla dinledim 5-6 dakika. 'Sensin terör üyesi, ben Anadolu çocuğuyum' dedim. Gariban bir insanın düştüğü duruma bak. Yaşı başı gitmiş. O aldatılmış bir insan. Kim aldattı onu? Başta sayın Cumhurbaşkanı. Beynini kilitledi, kalbine mühür vurdu. Ekrem İmamoğlu'nu terör üyesi görüyor. Ekrem İmamoğlu onun torununa hizmet edecek. Kızı varsa ona 'anne kart' verecek, İstanbul'u gezmesini sağlayacak. Daha iyi seyahat etmesi için metrolar yapacak. Çok ağır ifadelerde bulunduğu için hakkında davacıyım. Dövünerek uyardım, yapmayın diye. Türkiye Cumhuriyeti devletine bu dil kadar başka bir şey zarar vermedi.

"KÖTÜYE GİDEN TÜRKİYE'NİN EKONOMİK, SİYASİ İTİBARI"

Bu milletin kalbine kötülüğü öyle bir nakşediyor ki, Allah muhafaza, ben yine bu toprakların ferasetine inanıyorum. 'Ben şu ildenim, babayiğidim, milliyetçiyim' falan. Bu memleketin 81 ili bizim. PKK'nın tarifini yapan danışman, o küçük beyniyle, o küçük davranışıyla, yahu o illerde benim vatandaşım yaşıyor. O insanların akrabaları burada yaşıyoruz. Oradaki kızlarımız oğullarımız buradaki kızlarımız, oğullarımızla evleniyor. Bu beyin nereye gitti? Ne yazık ki, biz bunlarla mücadele ediyoruz. Türkiye'nin esas meselesi ekonomi. Dünya çapında kötüye giden Türkiye'nin ekonomik, siyasi, idari itibarı. Bizim bunları konuşmamız lazım.

"BİZİM İŞİMİZ GÜCÜMÜZ KANDİL'E CEVAP VERMEK Mİ?"

PKK seçime çeyrek kala ilk kez mi açıklama yapıyor. Bu AK Parti seçime giderken Kandil konuşur, FETÖ konuşur. Bu iş ne hikmetse AK Parti'ye, FETÖ'ye yarar. Bize külliyen zararı olan şey. Acaba niye yapılıyor? Benim aklıma bin tane oyun geliyor. Acaba bu açıklamalar sipariş mi? Benim Cumhurbaşkanı adayım sayın Kılıçdaroğlu terör örgütünü her gün niye muhatap alsın. 'Bununla irtibatı olanın Allah belasını versin' dedi. Sayın Cumhurbaşkanı adayımız daha ne desin? Meral Hanım cevap verdi, Mansur Bey verdi, ben verdim. Bizim işimiz gücümüz Kandil'e cevap vermek mi? Sayın Cumhurbaşkanı onlarla ne kadar fazla irtibat kurduğu, ilişki siparişi verdiğini kendileri anlatıyorlar. Benim seçimime bir gün kala kırmızı bültenle aranan bir insanın TRT'ye çıkması, bir metin okuyup sözümona Kürt vatandaşlarımız ona uyacak, bana oy vermeyecek. Ben karnımdan konuşmam, kendimle ilgili şüphem yok ki. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı diyecek ki, 'benim ondan hiç haberim yok'. Ben iktidarın üç maymunu oynamasından bıktım. İmralı'dan gelen mektup meselesi, avukatı meselesi. Bugünkü iktidarın bir oy için yapamayacağı bir şey. Allah aşkına bu koltuk hırsı ne?

"BİZ İYİ, GÜZEL DİLLE İNANÇLI ŞEKİLDE ANLATACAĞIZ"

Uydurma montaj için devletin imkanlarını kullanarak meydanlarda yayınladılar. Biz yayınlasak kapıya savcı dikilir. Bu ülkenin savcılarına sesleniyorum. Daha ne olsun? Bunu yasaklamayacaksın da neyi yasaklayacaksın? Ben 100. halk buluşmamı yaptım. Desinler ki Ekrem İmamoğlu birine hakaret etti. Bir konuşmasında çocuğun diyemeyeceği bir söz söyledi. Yapmam, yapamam. Bana bir gün terörist diyen insanın çocukları dinliyor. Onlara bile iyi konuşmak zorundayım. Biz onlar gibi olmadan iftiracı, yalancı, şantajcı, montajcı olmadan doğruları iyi, güzel dille, inançlı şekilde anlatmaya devam edeceğiz...

"TÜRKİYE MÜLTECİ MESELESİNDE KENDİ HUKUKUNU ÇİĞNEDİ"

14 Mayıs'ta yapılan seçimde hangi parti için olursa olsun, hangi lider olursa olsun, 'haydi şuraya gelin' demesi böyle bir şey olmaz. Biz ilkelere bakarız. Ben Cumhurbaşkanı adayımızın da ilkeler zemininde sürece baktığını düşünüyorum. Bu diyaloglar tamamen onun yetkisindedir. Bu sürecin bütün yetkileri genel başkanımızdadır. Bu süreçleri yönetirken ilkesel baktığını düşünüyorum. Bir mutabakat zemini oluşmuş. İki tane ana mesele var. Terörle olan mesafe. Burada biriz zaten. Daha önemli mülteci meselesi. Bu meselede söylemler tam örtüşmeyebilir. Söylem nüansları tartışabilir. Biz neticede sosyal demokrat partiyiz. Sürece ve mülteci meselesine insan hakları ve uluslararası hukukun çerçevesinden bakarız. Türkiye uluslararası hukuk normlarının ötesinde kendi hukukunu çiğneyen mülteci meselesini yönetmiştir. Bir yol geçen hanına döndü. Hudut namustur. Hangi şehre gidersek gidelim, insanların birinci sıra tehdit olarak gördüğü iş sığınmacı meselesi...

"CUMHURİYET TARİHİ EN BÜYÜK RİSKLE KARŞI KARŞIYA"

Cumhurbaşkanı adayımız hem sayın Oğan ile hem sayın Özdağ ile görüşmeleri sürdürmüştür. İlkeli konuşmuştur. Ülke bakın sığınmacı saldırısı yaşıyor. Bu saldırı 2050'de bizim araştırmalarımıza göre 5 kişiden 1'inin bu dönemin sığınmacı mültecilerini oluşturuyor. Bugün mültecilerle beraber 18,5 milyon. Kevgire çevirmişler ülkeyi. Biz sayın Özdağ ile Zafer Partisi'yle aynı düşünceye sahibiz. Söylem farkımız var. Sosyal demokrat partiyiz. Karşımızda iktidar var, işi sulandırmış. Ne diyor bakan, 'Suriyelileri gönderemeyiz Allah bizi yakar'. Bunu 18 Mayıs 2023'te söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı 'Suriyelileri kovmayız, kapımız açık' diyor. Düğmeyi o kadar yanlış yerden iliklediler ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihi böyle büyük bir ihanet yaşamadı, böyle büyük kötülük yaşamadı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi en büyük sosyolojik riskiyle karşı karşıyadır. Sığınmacıları belli ölçülerde kabul ederseniz, onların eğitimi, istihdamı vardır. Bakın bu konuda TÜİK açıklama yapmıyor. Zafer Partisi'nin ya da sayın Oğan'ın oyları bu söylemler üzerine verilmiş oylardır. Sayın Oğan Cumhur İttifakı'nı tercih etmiştir, tümden zıd söyleme sahip partiyi tercih etmiştir. HÜDA PAR milletvekilinin söylemleriyle neresiyle bağdaşıyor? Tabii ki Suriye ile ilgili, uluslararası sorumluluklarımız var. Oradaki barışla ilgili zeminin sağlanması, o insanların sağlıklı görüşmelerle oraya gidebileceğine inancımız, oradaki fiziksel koşuların hazırlanması. Biz geçmiş seçimde Sayın Oğan'a oy verenleri düşünürsek, sayın Özdağ'ın partisine oy verdiğini düşünürsek, o oyların büyük çoğunluğuna hazırız.

"METAL YORGUNLUK BU HÜKÜMETİN GÖRÜNTÜSÜDÜR"

Biz o psikolojiyle oy verdiğini ve Erdoğan'a karşı oy kullandığını düşünürsek; sayın Cumhurbaşkanının sistemini ve uygulamalarını istemiyor. Bu sadece Cumhurbaşkanı ve parti seçimi değil bu. Farklı görüşlerin, siyasi düşüncelerin bir araya geldiği ittifak var. Türkiye'nin demokrasi, yargı sistemi, ekonomisine dönük bozuk düzeni giderici yeni sistemi var etmek. Referandumla gelen yeni sistemin bizi nasıl çökerttiğini biliyoruz. Sayın Erdoğan 21 yılın sonunda terörü hala konuşuyorsa terörde başarısızsın. 2002'de sayın Erdoğan Türkiye'yi devraldığında neredeyse Türkiye terörü sıfırlamıştı. Eğer siz hala terörü konuşturuyorsanız, abur cubur ettiğiniz ilişkileri, terör örgütleriyle kurduğunuz ilişkiler, ki arada FETÖ ilişkisi var. Ne istediniz de vermedik dediğiniz FETÖ örgütü var. Siz kampanyayı terör örgütüyle kuruyorsanız sınıfta kaldı. Sayın Erdoğan Ankara ve İstanbul belediye başkanını görevden aldı. Adına ne dedi; metal yorgunluk. Metal yorgunluk şu anda bire bir bu hükümetin görüntüsüdür. Metal yorgunluğu kendisinde. Tek kişilik sistem bu ülkeyi çöküntüye götürmüştür. Geçmişte güvenip çalışmak istediğiniz hangi bakan varsa çağırıyorsunuz görevi kabul etmiyor. Sayın Mehmet Şimşek şu an bile önemli görevleri olan bir insan. Düşünüyor ki, ben oraya gitsem ekonomiyi yönetmeye gayret etsem, aklına bir şey gelecek 'faizleri indir' diyecek. Bu dönem dibe vurmuş bir mental yorgunluğu var. Onun rahmetli sayın Ecevit'e yaptığını biz ona yapmayız. Daha iyi sağlıklı olsun.

"GENÇLERİN BÜYÜK KISMI BİZE OY VERECEK"

2023'de 25 bin dolar demişler kişi başına. Peki neredeyiz? Üçte biri. Hedef 500 milyar dolar ihracat denmiş. İthalatın ihracatın neredeyse yüzde 50 üste olduğu süreç yaşatıyorsunuz. Güzelim cumhuriyemizi fasoncu ülke yaptınız. 'Yoksul aile kalmayacak' diyorsunuz. Çekmeköy'de pazarda kadın 5 liraya 5 tane emekli aldım dedi. Türkiye'yi 16. sırada aldınız, 2017'de sistem değişti, 23'e gidiyoruz. Artık G-20 ülkesi değiliz. Ülkenin gençlerinin mutsuzluğunu, sıkıntılarını gözlerinden okuyorum. Gençlerin yüzrde 30'unun oy vermesini bile fazla buldum. Bu iktidar gençlere umut veremez ancak kandırır. Sayın Oğan'ın ciddi oyu var gençler arasında. Gençlerin büyük kısmının bize oy vereceğini düşünüyorum.

"MHP'Lİ VATANDAŞLARIM SAYIN ERDOĞAN'A OY VERMEYECEK"

Meclis seçimi vardı. MHP'li seçmen gitmiştir kendi partisinin vekiline oy vermiştir. Oradan da bir sözlü mutabakat olduğundan dolayı refleksle oyunu sayın Erdoğan'a kullanmıştır. Ben MHP'li hemşehrilerimin, vatandaşlarımın çok hassas davranacağını düşünüyorum. Çünkü MHP'li vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin TBMM'de 'Ben bu yemini doğru bulmuyorum' diyen akla tevessül edeceğini düşünmüyorum. Sayın Erdoğan'ın lehine oyunu kullanmayacağını düşünüyorum. Sinan Ateşi'in faillerini bulamayan hükümete MHP'li vatandaşlarımın oy vereceğini düşünmüyorum. Şimdi bir mülteci sorunu yaşıyoruz. Vatandaşlık satılır mı? Ev satılmasına karşı değiliz. Bu cennet vatanın her köşesinde yabancılar ev alabilir. Ama benim ülkemin vatandaşlığını satamazsınız. Vatandaş olacak olan birisi sadece ev almakla vatandaş olamaz. Bu milletin birliğini, dirliğini görecek, ondan sonra vatandaş alacak. Sadece istatistikle bakmıyorum, duygu bütünlüğüyle baktığıma sayın Erdoğan'ın oyunun düşeceğini düşünüyorum.

"MECRALARIN MEYDANLAR OLMADIĞINA KARAR VERDİK"

Seçimden önce birçok konu konuşuldu. İstatistikler, 49,5 nasıl alındı? Biz niye 45'te kaldık? İkinci tur duygusal zeminde geçeceği için, oyların tabiri caizse tekrar karılacağı için baştan beri şunu söyledim; maç sıfır sıfır başlıyor. İki turlu maçlarda ilk turdan avantajlar gelir. Burada öyle bir şey yok, yeniden başlıyoruz. Bütün Türkiye'yi gezdik, hepimiz. Kirletilmenin ana mevzusunu tespit ettikten sonra bunun mecraların meydanlar olmadığına karar verdik. Bire bir vatandaşla diyalog. Sahaya inip diyaloğa başladığımda baktım ki coşkulu İstanbullular karşımda. İlk konuşmamda. Anonslarımızla beraber ik üç günde Türkiye Gönüllüleri sayısı 210 bine çıktı. Tam aksine seçimi sağlama almalılyız duygusuyla muazzam başvuru aldık. Ben İstanbullulara, İstanbul'u nasıl tehdit ettiklerini anlatıyorum. Bu iktidar 2011 seçiminden beri ne dedi? Kanalistanbul Türkiye'nin vizyon projesi, Türkiye'yi uçuracak, Türkiye'yi istihdama boğacak dediler. Üç aydır kanalın K'sı yok ağızlarında. Toplumun yüzde 70'i Kanalistanbul'u istemiyor. Kanalistanbul'un İstanbul'a ihanet ettiğini biliyor. İstanbul'dan sadece bu ülkenin askeri alanları üzerinden, onun bunun mülkünü imarlarını artırarak son benden önceki son 15 yılda 85 milyar rantı nasıl elde ettiklerini çıkardık. Bu şehirlere pervasızca müdahale eden iktidar süreci var.

"İSTANBUL İÇİN BERABER ÇALIŞALIM DİYE YALVARDIM"

22 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz. Gölcük depreminden beri 24 yıldır bu şehri yönetiyorsunuz. Depremle ilgili süreci çözememişsiniz, kentsel dönüşümü çözeceğim diyorsunuz. Size yalvardım, beraber çalışalım diye. Bu şehri delik deşik etmeyin, şu arsaya imar vermeyin diye yalvardım. Bu şehri tehdit eden iktidar var. Boğazın kıyısında büfeye imar veren Şehircilik Bakanı var. Üsküdar'da. Hangi torpille çıkardıysa. Bir büfenin yıkılmasını önlemek için 5 otobüs orada nöbet tutturan bakan var. Ekrem İmamoğlu'nun defterini düreceğiz diye tehdit eden büyükşehir meclis üyeleri var...

Zıtlıklara girersek işin içinden çıkamayız. Zıt söylemler olabilir. Sayın Özdağ'ın tespitini çok önemsiyorum. İstanbul'da sığınmacılarla ilgili süreçte en yoğun tepkisi olan kesim HDP'ye oy veren kesimlerdi. Bizim ekibimizde sayın Kılıçdaroğlu 5 siyasi lider var, şimdi sayın Özdağ eklendi. Esas korkunun temeli sistem, rejim ve onu temsil eden sayın Cumhurbaşkanı. Bugünün baskıcı, herşeyi ben bilirim, yakın ahbap çavuş atamalarıyla ekip anlayışı mı ya da Millet İttifakı mı?

"VERİYİ TOPLAMAMIZ GEREKEN HIZDAN DAHA YAVAŞ TOPLADIK"

Seçim gecesi ya da öncesi genel merkezde yetkili arkadaşlarımız var. İşin veri, teknoloji tarafından, örgütlerden, hukuktan, yurt dışı örgütlenmekten sorumlu arkadaşlarımız var. Biz sürece katkı sunuyoruz. Destek oluyoruz. Bu süreç yönetildi, eksiklerimiz var mı, var. O gece ile ilgili eksiklerimiz var. Biz veriyi toplamamız gereken hızdan daha yavaş topladık, ama elimizdeki verilerle hiç kimseyi aldatmadık. Rasyonel ve kademe kademe sunduk. AK Parti Sözcüsü 'özür dilesin'ler dedi. Ne dedim de özür dileyeceğim? 2019'u hatırlatalım. AA, yüzde 89'a 90'a varan oranda, rakibin 4 bin oy önde iken veriyi kapattı. AA ortalıktan kayboldu birkaç gün, hatırlayın. Dünya tarihinde böyle bir rezillik, kepazelik olmaz. Onun için diyorum AA bitkisel hayata girmiştir. Hakkımızı savunduk çatır çatır seçimi kazandık. O gece bunları yapan AA özür dilemedi. İÇişleri Bakanlığı 700 tane terörle iltisaklı insanlar tespit ettik dedi 1 kişiyi bulamadılar. AA Ankara'da 2019'da sayın Haseki'yi yüzde 82 ile Binali Yıldırım'ı İstanbul'u yüzde 60'la başlatıyor.

"SONUCU DEĞİŞTİRECEK SIKINTI OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM"

AA'nın ekranında yüzde 60'ı görünce 'aynı rezillikle başbaşa kalacağız' dedik. Bir süre sonra bizim de verilerimiz birikti. Baktık ki bir tık öndeyiz, çıktık açıklamamızı yaptık. Dedik ki, 'Allah'ın izniyle kazanacağız'. AA yine aynı oyunu oynadı. Bu oyunu bizim insanlarımız yılgınlık göstersin, sandığı terk etsinler diye. AA 192 bin sandıkta insan bulundurma şansı var mı? Geçmiş dönemde AA vardı. Onun üzerine iş ihale ediliyordu. Sistem oradan takip ediliyordu. CHA'dan gelen bilgileri AA da veriyordu. Bir gazetecinin AA'nın başında olduğu 2014 yılında kendi ifadeleriyle, ki sayın Yavaş'ın açıklaması oldu. Nasıl veriyi aktardıklarına dair kendi ifadeleri var. Bizi özüre davet eden insan 2019 seçimlerinin kepazeliği ortada iken. 4 bin oyla AA'yı donduracaksınız, İstanbul'un her yerini 'kazandı' diye donatacaksınız, onlara kasıt bulmuyorum diyeceksiniz. Mansur Bey'le 'kazanacak' demişiz, temenni bu. Biz o açıklamayı yapmasaydık o sandıkları muhtemeldir ki, bir kısım sandık görevlimiz nasıl olsa iş bitti diye çekilebilirdi, bu işi ilk turda bitirebilirlerdi. Biz bunu engelledik. Sonucu değiştirecek bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum, net.

"DEVLETİN TEMİNAT ALTINA ALMASI GEREKEN BİR SORUN BU"

İttifak düzeni içerisinde eksikliklerimiz olmadı değil. Aynı eksiklikler AK Parti'de de var. Bu ülkenin bakanı sandık takibi sistemi kuracağını. YSK'ya başvurduk, karar vermesine rağmen ısrarla bu sistemi işleteceklerini söylediler. Devletin eliyle teminat altına alınması gereken seçim sistemi. Biz hala boyaya ihtiyaç duyuyoruz. Bu teknolojide bu sorunu çözemediysek bu devletimizin sorunu. İkinci turda yoğun çalışmalar var. Bu konuda bazı illere, bizim sıkıntılı olduğumuz bazı illere, birebir mevcut milletvekillerini görevlendirerek disiplinli, temkinli bir şekilde denetlenmesiyle ilgili hazırlıklar var..."

"28 MAYIS'A ODAKLANDIM SİYASİ BİR PLANLAMAM YOK"

Şunu net ifade edeyim, ben bütün bedenimle ve ruhumla 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimini Türkiye Cumhuriyeti tarihinin, ilk çok partili seçiminden sonraki en tarihi, en önemli eşik noktası; önemli bir kırılma anı gibi yorumladığım seçim olarak görüyorum. Ben İstanbul Belediye Başkanıyım. Ama kazanmanın ötesinde odaklandığım tek şeyin bu seçim olduğunu ifade ediyorum. Tabii ki kaybetmek de bir ihtimal. Ama kendimi odakladığım taraf bu. 28 Mayıs'tan bir gün sonra, İstanbul'da layıkıyla fetih kutlamlarını yapacağız. 1 gün sonrası bugünkü iktidarın sisteminin devamı niteliğinde oluşursa gerçekten ülkemizi kötü günler bekliyor. Ülkemizi bir an önce ülkemizi uçurumun kenarından kurtarmamız lazım. İyi yönetilmeyen ülke, sebebi rejim, sistem. Böylesi bir tehdidi önemsediğim duygu varken önümüzdeki yerel seçimleri aklımdan geçirmeyi dahi milletime karşı sorumsuzluk olarak görürüm. Partimizin genel başkanı var. Biz onu Cumhurbaşkanı yapmak istiyoruz. Türkiye için büyük değişime imza atmak istiyoruz. 2024 Mart'ına kadar Türkiye'nin en başarılı, İstanbul'un en başarılı belediye başkanı olacağım. Siyasi planlama konusunda partimle ilgili süreç belli. 28 Mayıs'ta iktidar olmak istiyoruz Millet İttifakı olarak. Benim gerçekten bir planlamam yok, aklımda tek şey 28 Mayıs'ta kazanmak.

"TERİMİN SON DAMLASINA KADAR MÜCADELE EDECEĞİM"

Ben o dönem İstanbul'daki beğenimi tariflerken yüzde 60 dedim. Türkiye için aynı oranlarda beğeniyle karşılandığımı görüyorum demiştim. Bir ölçmüşlüğüm yok. Bunu hala söylüyorum. 51 ile gittim. Gördüğüm, yaşadığım anlar gurur verici. Isparta'da muhteşem buluşma yaşadım. Henüz genel başkanımızın mitingleri başlamamıştı. Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul ki, Türkiye'ye malolmuş şehir. İstanbul'da beğeniyle takip ettikleri bir belediye başkanı olarak orada olduğumun farkındayım. Ben bu seçimin en çalışkan neferi olacağım demiştim. Oradaki zeminim, tek manifestom şudur. Köy takımında futbola başladım. Benim gariban Kenan hocam 'terinin son damlasına kadar çalışacaksın, yorulduğun zaman yerine koyacağım yedek var' derdi. Terimin son damlasına karşı yalana, dolana, montaja kadar mücadele vereceğim. Herkesi seçime davet ediyorum. Sandıkta kullanılan oy namustur. Bütün görevlilerimizin, emniyet güçlerinin, yargıçların, ilçe seçim kurulunun görevini layıkıyla yapacağına inanıyorum.


Editor : Eray Yetkin
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ
TAKIMOPuanAV.
1Galatasaray38102+66
2Fenerbahçe3899+68
3Trabzonspor3867+19
4Başakşehir FK3861+14
5Kasımpaşa3856-3
6Beşiktaş3856+5
7Sivasspor3854-7
8Alanyaspor3852+3
9Çaykur Rizespor3850-10
10Antalyaspor3849-5
11Gaziantep FK3844-7
12Adana Demirspor3844-7
13Samsunspor3843-10
14Kayserispor3842-13
15Hatayspor3841-7
16Konyaspor3841-13
17MKE Ankaragücü3840-6
18Fatih Karagümrük3840-3
19Pendikspor3837-31
20İstanbulspor3816-53
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Karikatürler
sanalbasin.com üyesidir